Sosyal, çevresel gelişim ve teknolojik alanda ki ilerlemenin hızını yarattığı etkiyi düşündüğümüzde; duygu ve bilinçaltı dünyamızın dış alanlara yayıldığını ve nesnelerle ilişkisini anlamlandırmak, karşılık bulmak zorunda olduğunu kabul etmeliyiz. Bunlarla birlikte ilişkilerimizde kurallı, geleneklere, yasalara uygun, resmi vb. davranış zorunluluklarının da yorgunluğunu eklediğimizde bilinçsiz ve bilinçli baskılarla kendi iç dünyamızın yaratıcılığını, gücünü, gelişim yerine baskılamaya yönledirdiğimizi hatta spontanlığı engelleme çabalarıyla bu yetileri yok ettiğimiz görülmektedir. İnsanlaşma sürecimizde gelişimin zorunluluğunu ve en önemli ihtiyaçlarımızdan biri olduğunu biliriz. Duygu ve düşüncelerimizi anlamlandırmak, yeniden üretmek ve tasarım yapmak ihtiyacını o nedenle dikkate almak durumundayız. Moreno’ya göre insan kendi doğası nedeniyle girişimci, eyleme yönelik bir varlıktır. Diğer insanlarla ve kozmosla sürekli ilişki içindedir. Kişiler sosyometri ve psikodrama uygulamalarındaki araştırmaların bu nedenlerle kendilerini aydınlattığını ve geliştirdiğini ifade etmektedir. Moreno; “ Bir insanın mutlu yada mutsuz oluşu, yakın ya da sosyal ilişkilerinde iyi yada kötü gidiş içinde olması, kişiler arası ilişkisinde empati, aktarım ve tele’den hangisini kullanmakta olduğu ile ilişkilidir.”(1)diyerek bu durumun temel olduğunu açıklamaktadır.
Gerçek yaşamındaki durumunu yok saymadan kişinin gerçeğe uymayan yada olumsuz fantezilerini psikodrama ortamının güvenli çerçevesinde ele alarak gerçekliğe ilişkin deneme yapabilmesine olanak sağlamak, somutlaştırmasına, netlemesine yardımcı olarak psikodrama yoluyla aydınlatması sağlanır. Fantezi yönünden yetersizlik, kısıtlılık, olduğu durumlarda bu yeteneklerinin geliştirilmesi önemlidir. Kişinin yaşamını anlamlandıracağı denemelerle hayal dünyasının fantezi alanının genişletilmesi, denemeler ve ısınma oyunları ile harekete geçirilerek gelecek için katılımcı, yaratıcı davranışlarda bulunmalarının yolu açılmakta, cesaret kazanmaları desteklenmektedir.(2)
Psikodrama uygulamalarında ki, protagonistin (baş oyuncu) geliştirici etkileşim süreci kendi katılaşmış bakış açısından kurtulma yönünde oluşan çabalar kendisine oyun görünümü altında daha spontan daha esnek ve hatta kendi iç dünyasının belirleyicisi olma olanağı sağlar. Günlük yaşantıda bazı insanların doğal olarak daha iyi iletişim kurabildikleri ve başka insanlarla iyi ilişkilere girebildikleri açıktır. Eskiden bunu yapamayanlar şanssız sayılırdı ancak bu konuda yapılacak bir şey olmadığı düşünülürdü. Bugün ise kişilerin belli durumlarda neler yaptıkları yada yapmadıklarını ve onlarla iletişimde olanların üzerinde bu tutumlarının etkilerini çözümlemek olanaklıdır. Böylece bireylerin değişik durumlarda iyi kişiler arası etkileşimleri, ilişkileri sürdürme becerilerini öğrenmeleri ve geleceğe taşımaları mümkündür. “ Kendilik” kavramı iletişimde ve başkalarını anlamada önemli bir etkiye sahiptir. Buna karşın kendini anlama, bilme zor bir iştir. Çünkü kendimizi nasıl gördüğümüz, başkalarının bizi nasıl gördüğü ve gerçekten kim olduğumuzu ayırt etmek her zaman kolay değildir. Belki de çoğumuz bunu hiç başaramayacağız fakat yardım alarak kendimizi daha iyi tanıyabilir, eksiklerimizi kabul edebilir ve günlük yaşantımızda daha rahat hissetmeğe başlayabiliriz. İnsan ilişkileri etkinlik denge ve doyum gibi temellere dayanmaktadır. Etkinlik doyum sağlayıcı, verimi artırıcı nitelikte yönlendirilirse ilişkilerde denge sağlanabilmektedir.(3) İşte bu noktada insanın ilişki sorunlarını ve iç çatışmalarını yine kendisinde var olan spontanlık, yaratıcılık ve eylem gibi temel dinamiklerinin doğal ve etkin bir psikodrama süreci içerisinde kullanılması sonucunda çözebilmesi olanaklıdır. İnsanın iç çatışmalarını ve ilişki sorunlarını spontan olarak oyun içinde rol alması aracılığıyla, kendine özgü tekniklerle inceleyen, işleyen psikodrama yöntemini Moreno “insan doğasına en uygun olan tedavi biçimi” olarak tanımlamıştır.(1) Psikodrmada insan, kendi davranışının bütün olgularına, bütün rollerine girebilme olanağına sahiptir. Yalnızca kuramsal olarak tanımlanmış,bilimsel anlamı olan rolleri yerine getirmek değildir etkileşim ve gelişimi olgunlaştıran. Aynı zamanda bir rol içindeki karşılaşmanın, çatışma ve tıkanma çözümlenmelerinin moral olarak da anlamı önemli olmaktadır. Psikodramanın yalnız söze dayalı etkileşimlere göre daha aktif, tam katılımcı, yaşamı örnekleyici olanaklara sahip, hareketli ortamı ergen ve gençler tarafından da tercih edilir olma özelliklerine sahiptir.
I.Yalom’a göre varoluşunu sorgulamak, anlamlandırmak her birey için önemlidir. I.Yalom grup terapisinde bu varoluşsal etmenleri açıklığıyla tartışabilme irdeleyebilme koşulları oluştuğu ve bu gurubun güvenilirliği çerçevesinde gelişim kazandırdığını açıklamıştır. Bu kazanımları sıralarken; onarıcı tedavi edici etmenler olarak açıklamaktadır. (4) Bunlar; umut aşılama, evrensellik, özverili olma, katkısal bilgi, birincil aile özelliklerinin grupta yenilenmesi ve bunun onarıcı niteliği, taklitçi davranış, toplumsallaştırıcı tekniklerin gelişimi, grup bağlılığı, karşılıklı öğrenme, katarsis ve varoluş etmenleri”dir.
PSİKOTERAPİNİN BİZE SAĞLADIKLARI
Psikodramada terapist ile yapılan görüşmeler giderek sözel tartışmaların etkinliklerle bütünleştirildiği bir biçime dönüşmüştür.(4) Uzun çözümlemeler yerine yaşanmakta olan krizlerin çözümüne katkı koyacak tutumlar bireylerin daha çok ilgisini çekmekte aktif katılımlarını sağlamaktadır. Bunu sağlamak için psikodrama tekniklerinin, duyguların eyleme dönüşmesi, somutlaştırma, duygusal ve bilişsel iç görü kazanma aracılığıyla kargaşa içindeki kişinin kendi sınırlarını tanıma ve kabullenme süreçlerinde ki önemli katkısı yapılan uygulamalarda da görülmüştür.(5) -Zamanı geçmiş, gelecek, şimdi biçimiyle kurgulayarak, rol teknikleri içerisinde somutlaştırma, - Kendini ve başkalarını daha geniş bakış açısıyla değerlendirerek anlama, -Kendini ve ilişkilerini yapılandırma, -Terapi sürecinden sonra geleceğe ilişkin hedefleri edinebilme gibi sayısız olanakları ile psikodrama ergenlik, genç erişkinlik ve yetişkin yaş grubundakiler için yararlı, uygun ve geliştirici bir psikoterapi yöntemidir.
Katılımcılar açısından amaç üç ana başlık altında özetlenebilir. Terapötik seanslarda sosyometri-psikodrama teknikleri kullanılarak, her bir üyenin kendisiyle, yakın ilişkilerinde ve sosyal çevreyle iletişim kurma konuları irdelenmektedir.
1-KENDİYLE İLETİŞİM 1-a) Terapiye katılanların kendisi ile ilgili konularda gerçekliği gözlemlemesini ve kendine ilişkin değerlendirmeler yapabilmesini teşvik etmek. 1- b) Üyelerin kendilerine zor gelen travmatik yaşantılarına ilişkin sorunlarını anlamalarına yardımcı olmak. 1- c) Her katılımcının kendisinde ki olumlu ve olumsuz özelliklerinin farkına varmasını, olumlu olanları geliştirme ve olumsuzları değiştirme denemeleri yapabilmelerini desteklemek. 1- d) Kişinin sorunlarla baş etmede yeni seçenekler ve çözüm yolları araştırmalarında farkındalık ve iç görü geliştirmelerine yardımcı olmak.
2- YAKINLARIYLA İLETİŞİM 2-a) Katılımcıların kişiler arası ilişkilerini değerlendirmeleri ve berraklaştırmak için çaba göstermelerine yardımcı olmak. 2- b) İletişimde dilin ve beden ifadesinin farkında olmalarına çalışmak, rol ve ifade sınırlarını genişletmelerine olanak sağlayacak girişimler başlatmak. 2- c) İlişkileri geliştirmekte var olan kendiliğindenlik ve yaratıcılığı harekete geçirmelerini teşvik etmek.
3- SOSYAL ÇEVREYLE İLETİŞİM 3-a) Sosyal ilişkilerinde var olan durumu gözden geçirmelerini teşvik etmek, korku, kaygı, tıkanma yaşadıkları durumlar hakkında bakış açılarını genişletmelerine yardımcı olmak. 3- b) Geleceğe ilişkin hedeflerini gözden geçirme veya oluşturma girişimlerine katkıda bulunmak.
PSİKOTERAPİ: Psikoterapi genel anlamıyla ruhsal alanda yardım ve iyileştirme demektir. Psikoterapi ruh hekimliği ve ruh bilim bilgilerine temellendirilmiş; ruhsal gelişim, kişilik gelişimi ve ruhsal bozukluğun iyileştirilmesi için hasta veya gelişim terapisi alan kişi ile iş birliği ve olumlu diyalog içerisinde özel tekniklerin kullanıldığı uygulamalar bütünüdür. PSKOTERAPİ TÜRLERİ: Prof. Dr. M.O. Öztürk’ün tanımıyla hekimin tutumuna, kuramsal çıkış noktasına, tedavi durumunun biçimi ve yapısına göre ayrı ayrı sınıflandırılmaktadır. Gelişim yada tedavi durumunun biçimi ve yapısına göre psikoterapi türleri: A_ Bireysel ( individual ) psikoterapi. B_ Küme ( group ) psikoterapisi. C_ Psikodrama. D_Oyun psikoterapisi. E_ Aile psikoterapisi. Bilinmektedir ki , bu psikoterapi türlerinin her bir bölümü diğer türlerdeki bölümlerle birleşmek uzlaşmak zorundadır. Birbirlerinden ayrı alınamazlar. Tedavi durumunun yapısı ve biçimine göre yapılan bir psikoterapide veya psikodrama çalışmasında hekimin yada psikodramatistin tutumu ve yapılan çalışmadaki kuramsal çıkış noktasıda önemlidir. Çalışmada yaş, kişilik yapısı, cinsiyet, yetenek gibi farklılıkların bir arada olması toplumda ki doğal örneklere de uygun düşecektir. Bazı durumlarda ise benzeşik bireylerden oluşması gerekli olmaktadır. Anne- baba gruplarında olduğu gibi. (2) Seanslarda en önemli koşullar: güven, ciddiye alınma, bilgi alış verişidir. Kişiye saygı katılımda temel koşullardandır. Çalışmada geçenlerin dışarıya aktarılmayıp bütünüyle orada kalması da mutlaka uyulması gereken bir koşuldur. (2)
PSİKODRAMANIN TARİHÇESİ Psikodrama kuramının ve tekniklerinin yaratılıp geliştirilmesinin ilk tanımlayıcı uygulayıcısı J.L. Moreno’dur.19 Mayıs 1892 Romanya Bükreş doğumlu olan Moreno, gelişim ve eğitimini önce Viyana sonra Amerika’da sürdürmüştür. 1910-1912 yıllarında spontanlık ve yaratıcılığın teolojik ve dinsel boyutları ile ilgilenmiş 1911’de çocukların oyunlarını gözlemleyerek yaratıcı drama ve psikodrama uygulamalarının tekniklerini oluşturmaya başlamıştır. Bir hekim ve psikiyatri uzmanı olan Moreno uygulamalı toplum psikiyatrisinin en eski örneklerini oluşturan bir çok grup çalışmaları yapmıştır. Fahişeler için kendine yardım grupları oluşturmak, mültecilerin kültürel yapı ve grup dinamiklerini incelediği araştırmalar, yatılı tedavi merkezlerinde ergenlerle çalışmak gibi grup çalışmalarının yanında, şiir, felsefe, teoloji, edebiyat alanında da yaratıcı etkinliklerini sürdürmüştür. Moreno’nun felsefesi temel olarak kişiler arası konularla ilgilidir, grup psikoterapi ve sostometri çalışmalarını psikodrama çalışmaları izlemiştir. (1) Türkiye’de ise 1970’lerin başında bir tedavi programı içinde psikodrama grup psikoterapisi ve sosyometri temel çalışmaları Prof. Dr. Abdulkadir Özbek tarafından başlatılmıştır.1980’li yıllarda sistemli olarak psikoterapi eğitimi tartışılmaya başlanarak 1984 yılında Ankara’da Dr. A.Özbek’in yöneticiliğinde ilk psikodrama eğitim grubu oluşmuştur. Ankara’nın ardından İstanbul, İzmir’de eğitim birimleri oluşturulmuş ve çalışmaların tüm illeri kapsayan ortak eğitim üst kurulunun koyduğu ilke ve standartlar çerçevesinde sürdürüldüğü gözlenmiştir. (9) Moreno’nun Antropoloji felsefesi anlayışı gereği, insan yapısal özelliği nedeniyle girişimi, hareketli, eyleme yönelik bir varlıktır. Bu doğası gereği diğer insanlarla ve kozmosla ilişkiye geçer. Moreno insanlar arası ilişkinin ampirik öğretisine uygun olarak sosyometriyi geliştirmiştir. Sosyometri psikodramanın temel öğretisini oluşturmakta, yaşam olayları ve sonuçları arasındaki ilişki koşullarını tanımayı olanaklı kılmaktadır. Kişiler arası ilişkilerin doğal koşullarında ampirik yolla gerçeğe uygun ilişki koşulları içinde ele almak sosyometri ve psikodrama araştırmalarının özünü oluşturur çünkü sosyometrik teste katılanların gerçek ihtiyaçları ve o sıradaki durumlarını belirten bir ölçüte dayanır. Sosyometrik testlerin simgeleştirilip grafik olarak düzenlenmesi sosyogram adıyla çalışmalarda temel oluşturmakta ve çeşitli şekillerdeki sosyometri ölçümlerinin gösterilebilmesi olanağını sağlamaktadır. Farklı sosyometri testleri mevcuttur. Bunlar, Sosyometrik algı (persepsiyon) testi, toplumsal (sosyal) atom, toplumsal atomun yenilenme yeteneği, toplumsal ölüm, ruhsal toplumsal ağ düzenekleri olarak sıralanabilir. (1)
PSİKODRAMANIN TEMEL DİNAMİKLERİ Psikodramanın temel dinamikleri aynı zamanda insana ait üç temel dinamiği ifade eder. Bunlar, yaratıcılık, spontanite ve eylemdir. Moreno’ya göre insan doğuşundan başlayarak tüm yaşamında belli roller alır ve o rolleri gerçekleştirirken bu temel dinamikleri kullanır.
PSİKODRAMANIN İŞLEVLERİ Psikodrama bireyin sözlü veya sözel olmayan eyleme dayalı iletişim çabalarını birleştirerek bireyi bütünleştirmeğe götüren bir yardım yoludur. Bunu yaparken kullandığı işlevsel yollar: 1. Katarsis sağlama, iç görü kazanma, 2. Gerçeği test etme ve alternatif düşünce oluşturma, 3. Öğrenme ve davranış değişikliğidir. Psikodramada davranış değişikliğine yol açan etkinlikler aynı zamanda öğrenme sürecini de oluştururlar.Zaten psikodramada öğrenme davranış değişikliği olarak görülmektedir. Bunlar spontanlık, atılganlık, rol değiştirme, yeni davranışları deneme, modelden öğrenme ve iç görü geliştirerek öğrenme şeklinde kendini göstermektedir. PSİKODRAMADA TEMEL TEKNİKLER Pskodramanın kullandığı temel teknikler Moreno tarafından çocuktaki rol gelişiminin aşamalarına ve rol öğreniminin kaynaklarına dayandırılmıştır. Bu aşamalar ruhsal gelişim süreçleridir ve insan yaşantısının davranışlarının temelini oluşturan gerçekler olarak tanımlanmıştır. Bu temel teknikler: Eşleme, rol değiştirme, ayna, iç sestir.
Eşleme: Kişinin eşleme yaptığı insanın iç yaşantısını, bulunduğu durumu sezip fark ettiklerini o insanın kendisiymiş gibi uzantısı olarak dile getirmesidir. Ayna tekniği: Moreno bu aşamayı kendini tanıma olarak isimlendirmiştir. Canlandırma sırasında kişi kendi konumunu görür, uzaktan bakarak davranış ve tutumunun nasıl yansıdığı ile karşılaşır. Rol değiştirme tekniği: Rolünü aldığı kimsenin görünüşünü almak, kişiliğini, tutumunu göstermek, o olmaktır. Bu karşıdakinin yerine geçme onun gerçeğini görmeyi ve onun bakış açısıyla kendisini dışarıdan algılamayı sağlar. (1)
PSİKODRAMA OTURUMUNUN AŞAMALARI Üç aşamadan oluşur ve her oturum bu üç aşamayı kapsar. Oturumların süresi genellikle 1, 5 ile 2-3 saat arasında değişmektedir. Bu aşamalar zaman ve duygusal yoğunluk göz önünde bulundurularak bütüncül fakat birbirini izleyen ve tamamlayan bölümlerden oluşur. Isınma: Yoğunlaşılacak konu seçimi yapılır. Eylem işlem: oyun aşamasıdır. Problemin incelenmesi, ortaya konması, dirençle çalışma, eylem tamamlama ve katarsis (boşalım), üzerinde işleme. Bu aşama rol değiştirme ile ilerleyen yeni davranış alıştırmalarının yapıldığı süreçtir. Bütünleştirme: Görüşme aşamasıdır. Paylaşma, tartışma ve kapanış bu aşamanın içeriğini oluşturur. Süreç çözümlemesi sürecin analiz edilerek oynanmış olan psikodrama sırasında geçen olaylar, rol kavramı ve sosyometri açısından ele alınır, birbirleri ile ve dış dünya ile ilişkileri etkileşimleri ortaya konur. (1)
PSİKODRAMA TEDAVİSİNİN TÜRLERİ
1. Psikodramatisti veya bireyi merkez alan psikodrama 2.Konuyu merkez alan psikodrama 3. Gruba yönelik psikodrama 1. Psikodramatisti yada bireyi merkez alan psikodrama: Bu tür psikodrama özel bir durumu drama yoluyla canlandıran bireyi yani protogonisti esas alır. Çalışmanın bütünü baş oyuncunun kişiler arası ilişkisini ve belli durumlarda diğer insanlarla olan etkileşimlerde yaklaşım biçimini, tutumunu onlara yönelik yaklaşımlarını ve içinde yer aldığı koşula karşı tepkisini açıklığa kavuşturmak amacını taşır. Bu psikodrama türü unutulmuş yada bastırılmış yaşantı izlerinin açığa çıkarılmasında önemli bir yer tutar. Burada psikodramatik eylem ve olayın gerçekliğine uygun dış koşullar psikodramatistte ki kendiliğindenliği ortaya çıkarır ve bu nedenle de savunma düzenekleri, dirençler zayıflayarak yada kırılarak boşalım sağlanmasına olanak tanır. Bu sırada gerçekleşen boşalımın bireyin duygusal yaşamının serbest hale gelmesinde ve canlanmasında önemli katkıları olur. Bu psikodrma türü yaratıcılığı açığa çıkardığı için yeni seçeneklere ve davranış biçimlerinin denenmesine olanak sağlar.
PSİKODRAMA YÖNTEMLERİNİN ETKİLİ OLABİLECEĞİ KİŞİSEL GELİŞME BOYUTLARI 1.Kendinin farkına varma (Self-awareness): Kişinin kendi içindeki duygularının, güçlerinin, amaçlarının yada olumsuz olarak tanımladığı zayıflıklarının, korkularının, gereksinimlerinin netletirilmesi. Breyin kişiler arası ilişkilerde kullandığı alışmış olduğu tepkilerin ve kişiler arası ilişki biçiminin fark edilmesi. Gerçekçi bir beden imajının, sorumluluk duygusu ve ego sınırlarının güçlendirilmesi. Kişinin daha geniş bir rol repertuarına ulaşması. 2. Kişiler arası beceriler (Interpersonal skılls): Kişinin kendini açma ve kendini kabul ettirme becerilerini geliştirmesi. Diğer insanlarda olan gereksinimleri ve breysel farklılıkların, korkuların, zayıflıkların yada olumlulukların fark edilmesi. İletişim güçlükleri ve etkileşim konusunda bilgilenme. Dinleme, anlama yeteneği ile birlikte kendini uygun biçimde ve net olarak ifade edebilme yeteneğinin geliştirilmesi. 3.Değer sistemleri (Value-systems): Yaşamın anlamı hakkında, ölüm hakkında düşünceler ile yaşam felsefesi ve akılcı olmayan yaşantılar hakkında bilgiler edinilmesi. 4. Spontanlık: Yaratıcılık, sanat, dans, oyunculuk, mizah v.s. hayatın içinde kullandığı bu öğeleri daha sık daha doğal kullanma yeteneği geliştirilmesi. 5. Duyumsal uyanıklık(Sensory-awakenıng): Beden hareketlerini, ritm duygusunu, bedensel temasın önemini, denge, dokunma duygusu gibi duyumların farkındlığı ve geliştirilmesi. 6. Hayal gücü (Imagınatıon): Becerilerin geliştirilmesinde semboller, çağrışımlar, hayaller, sezgiler ve masallar gibi öğelerden yararlanma, zaten kendinde var olan hayal gücünün kullanılmasının geliştirilmesi. (2)
PSİKODRAMA YÖNTEMLERİNİN KURAMSAL TEMELLERİ 1. Yardım ilişkisi: Psikodrama yöntemleri insan gelişimine üç yolla yardım etmektedir. a) Duygusal problemlerin çözümlenmesi: Bireyin kendi seçimlerinde ki bilinçdışı etkenleri görebilmesi için iç görü geliştirmesi gereklidir. Psikodarama yöntemleri duygusal problemlerin analizinde ve kişiler arası ilişkilerde iç görü geliştirilmesinde tamamlayıcı olarak işlev görürler. Bunun içinde kişisel gelişmeye uygun koşulların ve sorunları inceleme yollarının bulunması gerekir. b) Kişisel gelişme ortamı: Burada sağlıklı bir yardım ilişkisi ve bu ilişkide önerilerin etkinliği önem taşır. Psikodrama uygulayıcısı kendini gruba açarak, teknikleri ustaca kullanarak, önerileri çoğaltarak etkinliğini artırabilir. c) Problemin netleştirilmesi: Psikodrama yöntemleri problemin duygusal boyutlarının tanınmasını ve incelenmesini olanaklı kılar. 2- Surplus Realıty’nin işlevi: İnsanın inanarak kendini bir süre hayal boyutuna bırakabilmesi yapay olmayan yenileyici bir işlemdir. Psikodramada kullanılan teknikler hayal gücünü kullanarak kişisel gelişmede bütünleyici bir işlev görürler. 3- Rol repertuarının geliştirilmesi: Bu genişleme, gelişme rol kuramına dayanır. İnsanın aynı anda bir çok boyutta geliştiğini kabul eder. Psikodrama çalışmalarında rol repertuarının geliştirilmesi seçme duygusu, özdeşim, esneklik, kendilik duygusunun yaşanması gibi yollarla kendiliğinden gelişir ve birey her rolde öğrendiklerini yeni durumlara uygulayabilir. 4- Psikodrama yöntemlerinin diğer psikoterapötik yaklaşımlarla bütünleştirilmesi: Bir çok çağdaş psikoterapi yöntemi analiz ve sentez süreçlerini birlikte kullanırlar. Bu birlikteliği psikodrama yöntemlerinin bütünleyici, birleştirici işlevi daha etkili kılar. (2)
Nurdan YOLDAŞ Psikodrama Yöneticisi
KAYNAKLAR
1.Özbek A. Leutz G. Psikodrama Grup Psikoterapisinde Sahnesel Etkileşim. Grup Psikoterapileri Derneği Yay. Ankara, 1987 2.Blatner H.A. Psikodrama ile İletişim Dünyamıza Adımlar (Acting-in) Ankara Üniv.S.K.S.Psikiyatri ve 3.Dökmen Ü. Sanatta ve Günlük Yaşamda İletişim Çatışmaları ve Empati, Sistem Yay. İstanbul, 1999 4.Yalom I. Grup Psikoterapisinin Teori ve Pratiği, Nobel Tıp Kitabevleri, 1992 5.Tamar M, Güvenir T. Ergenlikte Grup Psikoterapisi. Ergenlikte Ruhsal Sorunlara Yaklaşım II.Ege Psikiyatri Sürekli Yay. 584 Kış İzmir 1997 6.Doğaner İ. Dr. Abdulkadir Özbek Psikodrama Enstitüsü 2004-2005 yılı Eğitim Broşürü Seti Yayın No.2 Atadost Matbaası İzmir, Kasım 2004