11 yaşından bu yana iki binden fazla şiir yazan Zülfiye Ergun, en genç şair unvanını elde etti. 5'inci sınıfa giderken öğretmeni tarafından keşfedildiğini, okul hayatında çekingen olduğu için kendini şiire verdiğini anlatan Ergun, o günden beri durmadan şiir yazdığını söyledi. 7'inci sınıfta okullar arası 23 Nisan Şiir Yarışması'nda ikincilik ödülü alan Zülfiye Ergun, 11'inci sınıfta ise 19 Mayıs konulu yarışmaya girdiğini ve orada da birinci olduğunu belirtti. Şiir okumasının beğenilmesi nedeniyle Türkiye Şiir Dinletisi etkinliğine davet edildiğini ancak çeşitli nedenlerden dolayı katılamadığını ifade etti. Hedefinin edebiyat dünyasında kalıcı olmak olduğunu söyleyen genç şair, yazdığı binlerce şiirin yanında makale ve denemelere yer vermiş. Kendi kaleminden Zülfiye Ergun "1984 yılında, Hatay'ın İskenderun ilçesinde doğdum. Altı çocuklu kalabalık ailemin içinde, mutlu bir çocukluk geçirdim. 3 yaşından itibaren, dedem ve babaannemin yanında kalmaya başladım. Azganlık, Organize Sanayi İlköğretim Okulu'nda, çekingen ve sessiz bir öğrenciydim. Okuma, yazmaya başladığım andan itibaren tek dostum, iç sesim oldu. Duygularımı kalemle, ilkokul 5'inci sınıfta çok değerli öğretmenim, Naime Çiftçi'nin yönlendirmesi sayesinde tanıştırdım. Denemeler ve şiirlerle hayatımın anlamı git gide büyümeye başladı. 7'inci sınıfta okullar arası 23 Nisan konulu şiir yarışmasında 2'incilik ödülü olarak ilk dolma kalemimi aldım. Ben ve kalemim için bu müthiş bir lezzetti ve dostluğumuz tescillenmişti artık. Aklımda bir gökkuşağı taşıyordum sanki. Her şekle girebiliyor, herkes olabiliyordum yazarken. Bu sihirli dünyaya 11 yaşında adım attım ve o gün bu gündür iç sesim, kalemim, ben başlıyorum o noktalıyor. 1999 yılında İskenderun Anadolu Meslek Lisesi'nde, Büro Yönetimi ve Sekreterlik Bölümü'ne kayıt oldum ve sosyal bir öğrenci olarak eğitimime devam ettim. Lise hazırlık sınıfında yine okullar arası 19 Mayıs konulu şiir yarışması düzenlendi ve okulumuzu temsilen katıldım. Değerli öğretmenim Hamit Fırat, bana 1'inciliğimi İpek Ongun'un “Bir genç kızın gizli defteri” adlı kitabıyla birlikte sundu. Değerli yazarımız İpek Ongun'un duru anlatımı ile birlikte Ankara'ya aşık oldum ve 2004 yılında Hacettepe Büro Yönetim ve Sekreterlik Bölümü'ne kayıt yaptırdım. Son ödülüm Ankara Yıldız Teknik Üniversitesi Lokali’nde Mimarlar Odası'nın düzenlemiş olduğu dinleti topluluğunda “Maça Valesi” şiirimle aldım. Büyük bir ilgi ve dikkatle dinlenen şiirim sayesinde Türkiye Şiir Dinletisi etkinliğinde görev almak için davet edildim ancak katılamadım. 2006 yılında Antalya' ya yerleştim. Şahan Gökbakar'ın Antalya Manavgat'ta çekilen “Recep İvedik” filmine figüran olarak katıldım ve eşim Mehmet Emin ile orada tanışıp, film gibi bir evliliğe 2008 yılında imza attım. 25 yaşında anne oldum ve Buğlem Su adında dünya tatlısı bir kızım var. 2009 yılında Anadolu Üniversitesi İnsan Kaynakları'nı kazandım ve maddi yetersizlik yüzünden kayıt yaptıramadım. Ancak 2012 yılı bana umut dolu o kapıyı araladı ve af sayesinde şu anda İnsan Kaynakları okuyorum. 17 yıldır şiir yazıyorum, 2011 yılında makale yazmaya başladım sosyal sorumlulukları düşünerek ve araştırarak dile getiriyorum. Benim için yaşamın en tatlı anları bir bardak kahve, ıssız bir ortam ve içsesimi dile getiren kalemimin sayfalara dokunduğu an. Herkesi tek tek anmak zor ama hayatıma dokunan sihirli isimlere buradan bütün kalbimle teşekkür ediyorum." 